e
Banner


Bakan Abdulkadir Uraloğlu: Türkiye’yi lojistikte bir üst lige taşıyoruz
‘Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Zengezur Bağlantısı ve Hicaz Demiryolu projeleri bir arada düşünüldüğünde Türkiye’yi Doğu-Batı ve Kuzey-Güney koridorlarının kesişim noktasında vazgeçilmez bir lojistik üssü haline getiriyoruz. Türkiye artık yalnızca rotaların geçtiği bir ülke değil; rotaları planlayan, bağlayan ve güvenli hale getiren bir merkez ülkedir.’




BakanSon yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler, ulaştırma sistemlerinin ne denli kırılgan olabileceğini ve küresel ticareti nasıl sekteye uğratabileceğini bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. 
Körfez bölgesindeki gerilimler, Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler, Kızıldeniz’deki aksaklıklar ve Süveyş Kanalı’ndaki zorluklar; dünya enerji ve emtia ticaretinin kritik arterlerindeki her kesintinin enerji fiyatlarını, navlun maliyetlerini ve tedarik zincirlerini derinden etkilediğini göstermiştir. Kuzey Koridoru’ndaki Rusya-Ukrayna Savaşı gibi gelişmeler de alternatif arayışlarını hızlandırmıştır.
Bu kırılganlık karşısında ülkeler daha güvenli, daha kısa, daha öngörülebilir ve daha sürdürülebilir güzergâhlar aramaya başlamıştır. İşte tam bu noktada Türkiye’nin coğrafi ve jeostratejik üstünlüğü devreye girmektedir. Tarihi İpek Yolu’nun devamı niteliğindeki Orta Koridor’un kilit ülkesi, Türk Boğazları’nın tek hâkimi ve Kalkınma Yolu Projesi’nin ana aktörlerinden biri olarak biz, “Türkiye’siz koridor düşünülemez” gerçeğini her fırsatta kanıtlıyoruz. 
 
‘ORTA KORİDORDAKİ TRANSİT SÜRELER 18 GÜNE İNDİ’
Küresel ticaret rotalarındaki bu değişimler Türkiye için büyük fırsatlar doğurmaktadır. Biz bu fırsatları değerlendirmek için kararlılıkla hareket ediyoruz. Avantajlı coğrafi konumumuz, modern ulaşım altyapımız, limanlarımız, güçlü filomuz ve entegrasyon odaklı yaklaşımımızla küresel ticaretin güvenilir limanı olmaya devam ediyoruz.  Ulaştırmanın tüm modlarıyla entegre bir anlayışla hareket ederek, bir güzergâhta sorun yaşansa dahi ticaretin tamamen durmamasını sağlıyoruz. 
Günümüzde ulaştırma ağlarının çeşitlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur; biz bu zorunluluğu fırsata çeviriyoruz. Orta Koridor bu vizyonun en önemli ayaklarından biridir. Asya’dan Avrupa’ya uzanan en kritik güzergâhlardan biri olan Orta Koridor’u yüksek kapasiteli, güvenilir, dijital, çevreci ve rekabetçi bir ticaret omurgasına dönüştürüyoruz. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Marmaray, Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü demiryolu geçişi ve ülkemizde devam eden diğer demiryolu yatırımlarıyla bu koridorun taşıma kapasitesini güçlendiriyoruz. Kuzey Koridoru’ndaki daralmalar Orta Koridor’a olan ilgiyi artırmış; yük hacimleri yükselmiş, transit süreleri 18 gün ve altına inmiştir. Hazar Denizi’ndeki Ro-Ro seferleri ve Karadeniz bağlantılarıyla çok modlu taşımacılığı güçlendiriyoruz. Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan yükler Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin limanlarımızda elleçlenmekte, demiryolu ve karayolu ile entegre edilmektedir. Böylece limanlarımız Asya-Avrupa ticaretinin önemli aktarma ve dağıtım merkezleri haline gelmekte, Türk bayraklı filomuz ve liman kapasitelerimiz artmaktadır.
 
‘KALKINMA YOLU TÜRKİYE EKONOMİSİNE 10 YILDA 55 MİLYAR DOLAR KATKI SAĞLAYACAK’
Kalkınma Yolu Projesi ise bu resme çok önemli bir güney halkası eklemektedir. Basra Körfezi’ni Irak’taki Büyük Faw Limanı’ndan başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturuyoruz. Bu proje, özellikle Körfez ülkelerinden Avrupa’ya giden yükler için Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltacak stratejik bir alternatif sunmaktadır. Faw Limanı’ndan aktarılmaya başlanacak yükler Ovaköy Sınır Kapımız üzerinden Türkiye’ye ulaşıp, Avrupa’ya aktarılacaktır. Bu entegrasyon limanlarımızın, özellikle Mersin ve Marmara Denizindeki limanlarımızın kapasite kullanımını artıracak, Ro-Ro ve konteyner trafiğini canlandıracak, istihdam ve iş fırsatları oluşturacaktır. Projede teknik çalışmalar tamamlanmış, ilgili anlaşmalar imzalanmış olup, bu yıl içerisinde ilk adımların atılmasını hedefliyoruz. 
Projeyi yalnızca bir ulaşım hattı değil, lojistik merkezler, petrokimya tesisleri ve katma değerli üretimle desteklenen kapsamlı bir kalkınma projesi olarak görüyoruz. 28 Temmuz 2026’da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Sayın Ali ez-Zeydi’nin huzurlarında imzalanan mutabakatlar, bu vizyonu somut bir zemine oturtmuştur. Özellikle Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına ilişkin mutabakat zaptı ile doğal kaynaklar karşılığında Irak Cumhuriyeti içerisinde ulaştırma altyapısının geliştirilmesine dair çerçeve mutabakat zaptı, iki ülke arasında “İki Ülke Tek Koridor” anlayışının en güçlü ifadesidir.
Kalkınma Yolu; demiryolu ve karayolunun ötesinde enerji nakil hatları, fiber optik altyapı, petrol ve doğal gaz boru hatlarıyla entegre, çok modlu bir lojistik ve ekonomik kalkınma hamlesidir. Tamamlandığında Güney Asya ve Uzak Doğu ülkeleri için Avrupa’nın kapısı olacak, Doğu Afrika’nın Irak üzerinden Avrupa’ya bağlanmasına katkı sağlayacak ve Hürmüz Boğazı’na güvenilir bir alternatif sunarak küresel ticaretin dayanıklılığını artıracaktır.  Irak tarafıyla yakaladığımız güçlü irade birliği sayesinde bu yıl projenin ilk taşını koymayı hedefliyoruz. 
Finansman modelinde petrol ve doğal kaynaklar karşılığı yaklaşımını somutlaştırdık; dört-beş yılda tamamlanabilecek iddialı ancak gerçekçi bir takvim üzerinde çalışıyoruz. Fav Limanı’ndan Türkiye’ye kadar yaklaşık 1.200 kilometrelik hat hayata geçerken, Türkiye tarafında Gaziantep’e kadar uzanan yaklaşık 500 kilometrelik bölümün projelerini tamamlayarak yatırım programına aldık. Bağlantı Fişhabur-Ovaköy hattı üzerinden kurulacaktır. Türk müteahhitlik firmalarının tecrübesi ve Irak’taki yerel ortaklıklarla bu tarihi projeyi en kısa sürede başarıyla tamamlayacağımıza inancımız tamdır.
Sadece ülkemiz açısından baktığımızda, projenin 10 yıllık periyotta ekonomimize yaklaşık 55 milyar dolarlık katkı sağlamasını ve üretim ile lojistik merkezlerinin konumlandırılmasıyla her yıl ortalama 70 bin vatandaşımıza istihdam imkânı oluşturmasını öngörüyoruz. Bu, yalnızca iki ülke arasındaki ticareti artırmakla kalmayacak; bölgeye istikrar, refah ve sürdürülebilir kalkınma getirecektir.
Yine, kısa süre önce Suudi Arabistan ile imzaladığımız Hicaz Demiryolu işbirliği mutabakat zaptı da bu vizyonu güçlendirmektedir. Tarihi Hicaz Demiryolu’nu modern bir yaklaşımla canlandırarak Körfez’den Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanan yeni bağlantılar kuruyoruz. Bu hat, Hürmüz Boğazı’na alternatif güvenli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir kara koridoru sunacak; enerji ürünleri dâhil stratejik yüklerin taşınmasına imkân tanıyacaktır. Teknik ve maliyet çalışmaları yıl sonuna kadar netleştirilecek, süreç ilgili ülkelerle koordineli biçimde ilerleyecektir.
 
‘24 YILDA 355 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM YAPILDI’ 
Bakın, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 24 yılda ulaştırma ve altyapı alanına yaklaşık 355 milyar dolarlık tarihi yatırımlar gerçekleştirdik. Marmaray’dan Avrasya Tüneli’ne, İstanbul Havalimanı’ndan Yavuz Sultan Selim, Osmangazi ve 1915 Çanakkale Köprüleri’ne, İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Kuzey Marmara Otoyolları’na kadar dev projeleri birbiri ardına tamamladık. Bölünmüş yol ağımızı 6.101 kilometreden 30.100 kilometrenin üzerine çıkardık.  Otoyol ağımızı 1.714 kilometreden 3.796 kilometreye yükselttik.  Demiryolu ağımızı 10.948 kilometreden 13.919 kilometreye ulaştırdık, sıfırdan 2.251 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik.  Avrupa’nın 6., dünyanın 8. yüksek hızlı tren işletmecisi konumundayız. Halkalı-Kapıkule, Ankara-İzmir, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Bandırma-Bursa-Osmaneli gibi kritik hatlarımızın inşası devam ediyor. Yapım çalışmaları süren Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu ile de Zengezur Bağlantısı’nı destekliyoruz. Yine, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçecek İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi ile Orta Koridor’un yük kapasitesini önemli ölçüde artıracağız. 2028’e kadar demiryolu ağımızı 17.287 kilometreye, lojistik merkez sayımızı 25’e yükseltmeyi, iltisak hatlarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Limanlarımız, intermodal terminallerimiz ve dijital sistemlerimizle çok modlu taşımacılığı güçlendiriyoruz.
Dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları ve yeşil dönüşüm, lojistik ekosistemimizin dönüşümünde vazgeçilmez unsurlardır. Sinyalizasyon, elektrifikasyon, dijital izleme sistemleri ve sürdürülebilir lojistik politikalarıyla çevreci, verimli ve rekabetçi bir altyapı inşa ediyoruz. Intermodal taşımacılığı güçlendirerek demiryolu payını artırıyor, liman-hinterland entegrasyonunu derinleştiriyoruz.
Özetle Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Zengezur Bağlantısı ve Hicaz Demiryolu projeleri bir arada düşünüldüğünde Türkiye’yi Doğu-Batı ve Kuzey-Güney koridorlarının kesişim noktasında vazgeçilmez bir lojistik üssü haline getiriyoruz. Türkiye artık yalnızca rotaların geçtiği bir ülke değil; rotaları planlayan, bağlayan ve güvenli hale getiren bir merkez ülkedir.
Bu büyük vizyonla Karayolu ve demiryolu ulaşım ağımızı, havalimanlarımızı, deniz limanlarımızı ve filomuzu, lojistik altyapımızı güçlendirerek hem kendi ekonomimize hem de bölgesel ve küresel tedarik zincirlerinin dayanıklılığına katkı sunmaya devam edeceğiz. 
Bu kapsamda Global Krizler Çağında Lojistik: Tedarik Zinciri Ekosisteminde Dönüşüm ve Küresel Rekabet” ana temasıyla gerçekleşecek 11. Ekonomi ve Lojistik Zirvesi’nin “sektörümüzün ortak aklını buluşturmasını temenni ediyor; tüm katılımcılara başarılar diliyorum.
Kimsenin şüphesi olmasın ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı ulaştırmanın, lojistiğin ve bağlantısallığın yüzyılı yapmak için çalışmaya devam edeceğiz.
 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat